TEÇ-SEN Genel Başkanı Ümit Demirel, artan kira, gıda ve fatura giderlerinin milyonlarca vatandaşı temel ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma getirdiğini söyledi. Demirel, ekonomik sıkıntıların çocukların beslenmesinden gençlerin gelecek hayallerine kadar toplumun tamamını etkilediğini belirtti.
Bir annenin çocuğunun beslenme çantasını hazırlayabilmek için kendi ihtiyaçlarından vazgeçmesi, bir emeklinin pazarda fiyat sorup alışveriş yapamadan eve dönmesi, bir gencin çalışmasına rağmen ev kuramaması…
TEÇ-SEN Genel Başkanı Ümit Demirel’e göre Türkiye’de yaşanan ekonomik sorun artık yalnızca enflasyon rakamlarıyla açıklanabilecek bir tablo olmaktan çıktı. Demirel, uzun süredir devam eden hayat pahalılığının toplumda “geçim, güven ve umut krizine” dönüştüğünü savundu.
Temmuz 2026’da yıllık enflasyonun yüzde 31,75, aylık enflasyonun ise yüzde 1,78 olarak açıklanmasını değerlendiren Demirel, vatandaşın hissettiği enflasyonun resmî verilerden farklı olduğunu ileri sürdü.
Demirel, “Gerçek hayatın maliyeti market kasasında, kira kontratında, fatura ekranında ve boşalan mutfak dolaplarında görülüyor” değerlendirmesinde bulundu.
Aileler temel ihtiyaçlar arasında seçim yapıyor
Demirel’in açıklamasına göre birçok aile, kira ödeyebilmek için gıda harcamalarını azaltıyor; faturalarını karşılayabilmek için sosyal yaşamından vazgeçiyor. Çocukların süt, et, yumurta, peynir ve meyve gibi temel gıdalara erişiminin zorlaştığını belirten Demirel, ekonomik krizin gelecek nesilleri de etkilediğini söyledi.
Çocukların beslenme hakkının ekonomik programların dışında tutulamayacağını ifade eden Demirel, devlet okullarında en az bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek verilmesini talep etti.
Demirel, “Çocuğun beslenme çantası boşsa sosyal politikaların da sorgulanması gerekir” görüşünü dile getirdi.
Gençler bağımsız yaşam kuramıyor
Açıklamada ekonomik krizin en ağır sonuçlarından birinin gençlerin gelecek inancını kaybetmesi olduğu belirtildi.
Demirel, gençlerin eğitim alsalar ve çalışmaya başlasalar bile yüksek kira ve yaşam giderleri nedeniyle kendi evlerini kuramadığını, evlilik ve çocuk sahibi olma planlarını ertelemek zorunda kaldığını söyledi.
“Gençlerin umut hakkı nadasa bırakılamaz” diyen Demirel, barınma, eğitim ve istihdam alanlarında kapsamlı politikalar oluşturulması çağrısında bulundu.
Emekli ve çalışanlar açlık sınırının altında
Açlık sınırının yaklaşık 37 bin liraya çıktığını öne süren Demirel, yaklaşık 23 bin 500 liralık en düşük emekli aylığı ile 28 bin 75 liralık asgari ücretin temel ihtiyaçları karşılamaktan uzak kaldığını savundu.
Yaklaşık 69 bin lira maaş alan bir kamu çalışanının da 120 bin liraya yaklaştığı belirtilen yoksulluk sınırının altında yaşadığını kaydeden Demirel, memurların geçmişte sahip olduğu orta sınıf güvencesini kaybettiğini ifade etti.
Demirel’e göre toplumun geniş kesimleri artık refaha ulaşmayı değil, yalnızca yoksulluk sınırına yaklaşabilmeyi hedefliyor.
“Enflasyon sepeti kamuoyuna açıklanmalı”
TÜİK tarafından kullanılan enflasyon sepetinin ayrıntılarının paylaşılmasını isteyen Demirel, temel gıda, kira, ulaşım, eğitim, sağlık ve enerji giderlerinin hangi fiyat ve ağırlıklarla hesaplandığının açıklanması gerektiğini belirtti.
Enflasyon verilerinin ücret artışlarını doğrudan etkilediğine dikkat çeken Demirel, hesaplama yöntemlerinin şeffaf ve denetlenebilir olmasının güvenin yeniden sağlanması açısından gerekli olduğunu söyledi.
Demirel; emekli aylıkları ve asgari ücretin açlık sınırının üzerine çıkarılmasını, kamu çalışanlarının ücretlerinin gerçek yaşam maliyetlerine göre düzenlenmesini ve tüm çalışanlarla emeklilere refah payı verilmesini istedi.
Açıklamasını “Milleti yaşat ki devlet yaşasın” sözleriyle tamamlayan Demirel, toplumun artık rakamlardan çok günlük yaşamında hissedeceği bir ekonomik iyileşme beklediğini ifade etti.













