🔥 Son Dakika: “BİR OKUL BİN UMUT GAZZE KERMESİ” | İzmirli Lise Öğrencisinden Solunum Hastalarına Umut Olacak Buluş | MEB Açıkladı: Şube Müdürlüğü Sınavı Geliyor

Demirel’den Türkiye İçin “3Y Formülü”: “Çalışan Ay Sonunu Getiremiyorsa Bu Bir Adalet Sorunudur”

Yükselen hayat pahalılığı, kira ve gıda fiyatları, gelir kaybı ve gelecek kaygısı… TEÇ-SEN Genel Başkanı Ümit Demirel, Türkiye’nin yaşadığı sorunların yalnızca ekonomik reçetelerle çözülemeyeceğini savundu. Demirel’in önerdiği yol haritasının adı ise “3Y”: Yoksullukla, yolsuzlukla ve yasaklarla mücadele. Türkiye’de ekonomi tartışmalarının merkezinde enflasyon, faiz ve döviz kuru bulunurken, TEÇ-SEN Genel Başkanı Ümit Demirel tartışmayı farklı bir…

tahire avatarı

by

3 dakika

Yükselen hayat pahalılığı, kira ve gıda fiyatları, gelir kaybı ve gelecek kaygısı… TEÇ-SEN Genel Başkanı Ümit Demirel, Türkiye’nin yaşadığı sorunların yalnızca ekonomik reçetelerle çözülemeyeceğini savundu. Demirel’in önerdiği yol haritasının adı ise “3Y”: Yoksullukla, yolsuzlukla ve yasaklarla mücadele.

Türkiye’de ekonomi tartışmalarının merkezinde enflasyon, faiz ve döviz kuru bulunurken, TEÇ-SEN Genel Başkanı Ümit Demirel tartışmayı farklı bir noktaya taşıdı.

Demirel’e göre mesele yalnızca rakamları iyileştirmek değil, vatandaşın hayatını iyileştirmek.

“3Y formülü” olarak tanımladığı yaklaşımın ilk ayağında yoksulluk, ikinci ayağında yolsuzluk, üçüncü ayağında ise yasaklarla mücadele bulunuyor.

Demirel, bu üç sorunun birbirini beslediğini ve birlikte ele alınmadan ekonomik ve toplumsal sorunların kalıcı şekilde çözülemeyeceğini savunuyor.

Maaş artıyor ama hayat neden ucuzlamıyor?

Demirel’in dikkat çektiği en önemli noktalardan biri, enflasyondaki düşüş ile hayat pahalılığındaki düşüşün aynı şey olmadığı.

Kaynak metinde yer alan verilere göre yıllık TÜFE 2023’te yüzde 64,8 iken 2024’te yüzde 44,4’e geriledi. Ancak Demirel’e göre bu tablo, vatandaşın markette, pazarda veya kirada daha düşük fiyatlarla karşılaştığı anlamına gelmiyor.

Fiyatların daha yavaş artmasının geçmiş dönemde oluşan yüksek fiyat seviyesini ortadan kaldırmadığını vurgulayan Demirel, özellikle sabit gelirli kesimlerin satın alma gücündeki kayba dikkat çekiyor.

Onun ifadesiyle mesele artık yalnızca işsizlerin yoksulluğu değil.

Çalışanlar da geçinemiyor.

Demirel bu durumu şu sözlerle özetliyor:

“Bir ülkede çalışan insan ay sonunu getiremiyorsa, orada sorun yalnızca ücret politikası değil; adalet sorunudur.”

Krizin iki ağır faturası: Mutfak ve kira

Ekonomik sıkıntının vatandaş açısından en görünür olduğu iki alan ise gıda ve barınma.

Gıda harcamalarının dar gelirli ailelerin bütçesinde büyük yer tuttuğunu belirten Demirel, kira fiyatlarındaki yükselişin de özellikle büyükşehirlerde çalışanların gelirinin önemli bölümünü daha ay başında tükettiğini ifade ediyor.

Bu nedenle Demirel’e göre yoksullukla mücadele yalnızca maaşlara zam yapılmasıyla sınırlandırılamaz.

Sosyal konuttan tarımsal üretime, gıda güvenliğinden vergi sistemine kadar çok sayıda başlıkta eş zamanlı politika gerekiyor.

Peki kamu kaynakları nereye gidiyor?

“3Y”nin ikinci ayağı, tartışmayı doğrudan kamu yönetimine taşıyor: Yolsuzlukla mücadele.

Demirel, yolsuzluğu yalnızca usulsüz para transferleri veya hukuki dosyalar üzerinden değerlendirmiyor.

Liyakat, kamu kaynaklarının kullanımı, ihalelerde şeffaflık, vergi yükünün dağılımı ve kamuda tasarruf uygulamaları da bu başlığın içinde yer alıyor.

Demirel’e göre vatandaşın “Krizin faturasını neden hep aynı kesimler ödüyor?” sorusunu sormaya başlaması, ekonomik sorunun aynı zamanda bir güven sorununa dönüştüğünü gösteriyor.

Özellikle dolaylı vergilerin dar gelirlinin bütçesi üzerindeki etkisine dikkat çeken Demirel, kamusal kaynakların eğitim, üretim, emekliler, genç istihdamı, tarım, sosyal konut ve depreme dayanıklı kentler için kullanılmasını istiyor.

Üçüncü Y: Yasaklar

Demirel’in formülündeki üçüncü başlık ekonomik göstergelerden farklı görünse de onun açısından doğrudan kalkınmayla ilişkili: Yasaklarla mücadele.

Çünkü Demirel’e göre insanların düşüncesini açıklamaktan çekindiği, çalışanların hak ararken baskı hissettiği veya sendikaların örgütlenme alanlarının daraldığı bir toplumda yalnızca demokrasi değil, üretim ve yaratıcılık da zarar görüyor.

Üniversitelerde özgür düşüncenin, sendikal örgütlenmenin ve kültürel üretimin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Demirel, ekonomik kalkınmanın özgürlük ortamından ayrı düşünülemeyeceğini savunuyor.

Eğitim çalışanları neden 3Y’nin merkezinde?

TEÇ-SEN açısından konunun bir başka önemli boyutu ise eğitim çalışanları.

Demirel, eğitim sisteminin yalnızca öğretmenler üzerinden değerlendirilmesine karşı çıkıyor.

Okullarda idari işleri yürüten memurlardan teknik personele, temizlik ve destek hizmetlerinde çalışanlara kadar geniş bir kitlenin eğitim sistemini ayakta tuttuğuna işaret ediyor.

Mesajı net:

“Eğitim çalışanını görmeyen bir sistem, eğitimin bütününü eksik görür.”

Demirel’e göre düşük ücret, görev tanımı sorunları, tayin ve görevde yükselme problemleri, mobbing ve liyakat tartışmaları yalnızca çalışanların bireysel problemi değil; eğitim hizmetinin kalitesini de doğrudan etkiliyor.

Çözümün üç kelimesi: Üretim, adalet, özgürlük

Demirel’in çizdiği gelecek tablosunda ise üç başka kavram öne çıkıyor: Üretim, adalet ve özgürlük.

Türkiye’nin kur ve enflasyon baskısını azaltabilmesi için üretimde dışa bağımlılığın düşürülmesini isteyen Demirel; tarım, sanayi, KOBİ’ler, yüksek teknoloji, mesleki eğitim ve enerji politikalarının birlikte ele alınması gerektiğini belirtiyor.

Ancak ona göre ekonomik program tek başına yeterli değil.

Kamuda liyakat güçlendirilmeden adalet duygusunun, ifade ve örgütlenme alanları genişletilmeden de toplumsal güvenin güçlenmesi mümkün değil.

Bu nedenle Demirel’in “3Y formülü”, ekonomik krize yönelik dar kapsamlı bir reçeteden çok daha fazlasını hedefliyor: Yoksulluğun azaldığı, kamu kaynaklarının şeffaf kullanıldığı ve insanların düşüncelerini özgürce ifade edebildiği yeni bir toplumsal düzen.

Önceki Haber

Sonraki Haber